Üzümünü ye bağını sorma atasözünün anlamı ve hikayesi

Üzümünü ye bağını sorma atasözünün anlamı açıklaması nedir

Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir.

Üzümünü ye bağını sorma hikayesi:

Üzümcü Emmi diyorlardı ona.

Yetiştirdiği üzümleri, anlatıla anlatıla bitirilemiyordu.

Gün geldi, yaşlandı Üzümcü Emmi. İste­meye istemeye de olsa satılığa çıkarmış bağı­nı. Gidemiyordu, budayamıyordu, bakamıyor­du bağına.

Komşusu alıcı oldu hemen. Bağın kara kara, parmak büyüklüğündeki üzümlerini çok beğeniyordu.

“Yok, ona satmam,” demiş Üzümcü Emmi.

Yıllardır sürüp gelen bir toprak anlaşmaz­lığından dolayı araları açıktı komşusuyla.

Komşu ise ne yapıp yapıp, almak istiyor­muş bağı. Üzümcü Emmi’nin diğer bir komşu­su Kerem Ağa’dan yardım istedi.

“Bu bağı benim yerime sen al, sonra bana devret,” dedi.

Aslında bağ almak gibi bir fikri yoktu Ke­rem Ağa’nın; ama komşusunun söylediği yat­mıştı aklına. Üzümcü Emmi’ye gidip:

“Bağına alıcıyım,” dedi.

Başladılar pazarlığa… Üç aşağı, beş yu­karı anlaştılar sonunda.

Kerem Ağa, bağı aldıktan sonra haber gönderdi komşusuna. “Bir uğrasın,” diye.

Adam sevinçle koştu bağa. Kerem Ağa’yı görür görmez,

“Bağı aldın mı?” diye sordu, heyecanla.

“O iş tamam!” deyip başını salladı Kerem Ağa.

Adam, hemen elini cebine atıp:

“Kaç paraya anlaştın; vereyim parasını?” deyince, duymamaz- lıktan geldi Kerem Ağa.

Adam üsteleyince de:

“Anlaştık işte… Boş ver kaç paraya anlaştığımızı,” diye baştan savma bir cevap verdi.

Adamı kuşkulandırmış bu cevap:

“Bağ benim değil mi?” diye sordu, çekine çekine.

Kerem Ağa, mutlu ve memnun, bir salkım üzüm uzattı ona:

“Al hele sen şunu,” dedi, “üzümünü ye, bağını sorma!”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.