Namazla İlgili Kur’an Ayetleri

Namazla İlgili Kur’an Ayetleri
  • 24.09.2016

Namazla İlgili Kur’an Ayetleri nelerdir, Namazla İlgili Kur’an Ayetleri hakkında bilgi kısaca

Bu yazımızda Kuranı Kerim’de yer alan Namazı konu edinmiş ayetlerin hangileri olduğuna değineceğiz. İşte Kuran-ı Kerim’de namazı anlatan ayetler;

”Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten men eder.” (Ankebût sûresi (29), 45)

Ayetin bütünü ise şu şekildedir; ” Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten men eder. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.”

Âyette hayasızlıktan kasıt kötülüktür. Fahşa ve münker kelimelerinin manası ise çok daha ayrıntılıdır. Fuhşiyat, açıkça yapılan tüm kötülükleri, edepsizce davranışları ve ahlâkla uyuşmayan hareketleri anlatır. Münker ise; aklın ve şerîatın kabul etmediği tüm yakışık almaz hareketleri ve günahları temsil eder. İlk önce şunu belirtmeliyiz ki; namaz içinde böyle şeyler yapılmaz, namazda şart olan tüm davranışlar yerine getirilmelidir.  Gerçekten akıllıca ve hakikatin farkına vararak, ne olduğunu idrak ederek eda edilen bir namaz, namaz haricinde de  insanı tüm kötülükten, uygunsuz davranıştan, edep dışı hareketlerden men eder. Bu sayede Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur; ”Kim namaz kılar da o namaz kendisini hayasızlıktan ve kötülükten men etmez ise , o namaz olsa olsa onun Allah’tan daha fazla uzaklaşmasını sağlar”. Kur’an’da namazı konu edinene bir çok ayet yer almaktadır.

2. ayet ise şudur;  ” Namazlara, özellikle orta namaza devam ediniz.” (Bakara sûresi (2), 238)

Beş vakit namazı tam olarak ve ara vermeden kılmak şarttır. Çünkü âyette yer alan muhafaza kelimesi namazların tam ve en iyi biçimde kılınmasını anlatır. Ayrıca namazda yapılması gereken tüm rükünlerini ve şartlarını eksiksiz eda etmek gerekmektedir. Ayetin devamında bahsi geçen Allah için boyun eğerek kalkın namaza durun emri de bunun şart olduğunu ifade eder. Bahsedilen kunut kelimesi ise, manevi bir istekle boyun eğmeyi ve ayakta durmayı anlatır, biz genelde bu tabiri divan durmak olarak adlandırırız.  Peygamberimiz bu konuda ise şöyle buyurmuştur; ”Namazın en faziletlisi kunutu uzun olandır. ”

Orta namaz diye adlandırılan salât-ı vustânın hangi vaktin namazından bahsedildiği konusunda birçok görüş ortaya atılmıştır. Ancak bunlardan en çok bahsedilen ikindi namazıdır. Örneğin; Sahâbeden Hz.Ali, İbni Mes’ûd, Ebû Eyyûb, İbni Ömer, Semüre İbni Cündeb, Ebû Hüreyre, İbni Abbas, Ebû Saîd el-Hudrî, Hz.Âişe ve bu gibi daha birçok isim orta namazın ikindi namazı olduğunu vurgulamıştır. Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Ahmed İbni Hanbel de ikindi namazı olduğunu kabul etmiştir. Hz.Ömer, Ebû Mûsa ve Muâz ile birkaç sahâbî ise bu namazın sabah namazı olduğunu kabul etmiştir. Kimi sahabiler ise orta namazın öğle namazı, kimisi akşam namazı, kimisi ise yatsı namazı olarak kabul ettikleri olmuştur. Hatta kimisi cuma namazı kimisi ise bayram namazı olarak dahi kabul etmişlerdir. Ancak Peygamber Efendimiz’in açık bir hadisi vardır ki; “Orta namaz ikindi namazıdır” hadisi (Tirmizî, Salât 19) ve Ahzab harbi gününde ise şöyle söylemiştir;  “Bizi orta namazdan, ikindi namazından men ettiler. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun” (Müslim, Mesâcid 205) söylemleri orta namazın ikindi namazı olduğunu ispat etmiştir.

3. ayet ise şudur; ”Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın.” (Tevbe sûresi (9), 5)

Bu ayetin bütünü şöyledir; “Haram ayları çıkınca Allah’a ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayan, esirgeyendir.”

İnsanın mü’minliğinin belirtisi namazdır. Namazını eda eden kişilere ayette belirtilen davranışların hiçbiri reva görülmez. Bu âyet müşrik Araplar içindir. Onlar iman eder namaz kılar ve zekat verir ise, daha önceki tüm günahları affedilir. Çünkü İslam dini insanının geçmişini affeder, kişi yeniden doğmuş gibi kabul edilir.

4. ayet ise şudur; ”Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cum’a sûresi (62), 10)

Bu âyet-i kerîme Cuma sûresinde yer alır. Cuma süresi dokuzuncu âyetinde cuma ezanı okunması sırasında, işi gücü bırakıp Allah’ı anmak gerektiğine namaza durulması gerektiğine değinmektedir.  Yukarıdaki bahsi geçen onuncu âyette de ise cuma namazını eda etmenin ardından herkesin tamamen serbest olduğu, arzı ettiği gibi davranabileceğine değinir. Ayrıca cuma namazını eda eden kimse vazifesini yapmış olur, işinin başına dönebileceği, ilim öğrenenler tekrar kitaplarının başına oturabileceği, ibadet etmeyi dileyenlerin tekrar ibadet edebileceği, dinlenmeyi dileyenlerin dinlenebileceği ifade edilir. Âyet-i kerîmede yer alan “yeryüzüne dağılın” kesin bir buyruk değildir. Yani artık dilediğinizi yapabilirsiniz demektir.

Ayetin devamında ise ”Allah’ı çok anın ki kurtuluşla mükafatlanın” söylemi, cuma namazı kılanlara bir hatırlatma ve uyarı içeriklidir. Yüce Rabbimiz bu kısa ve anlamlı önerisi ile bize şunu anlatır:

Siz cuma namazını kıldınız ve vazifenizi yerine getirdiniz, artık serbestsiniz istediğinizi yapın; ancak tamamende dünyaya işlerine kendinizi kaptırmayın. Kalbinizi hep imanlı tutmak için işinizin başında yada evde Allah’ı anın, bunu kimi zaman Kur’an okuyarak, nâfile namazlar eda ederek, Allah’ın kullarına ve diğer varlıklarına iyi davranıp hizmet ederek, O’nun sizi de unutmayarak verdiği nimetler için Cenâb-ı Hakk’ı her an anın. Bu şekilde Allah’ın rızâsını kazanır ve kurtuluşa erersiniz.

5. ayet ise şudur; ”Gecenin bir bölümünde de uyanıp kalk ve sana mahsus olmak üzere, nafile namaz kıl; ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır.” ( İsrâ sûresi (17), 79)

Bu Ayette Peygamber Efendimiz’den, gecenin belli vakitlerinde uyanması ve namaz kılması istenmiştir. Bu namaza teheccüt namazı denir.

Peygamber Efendimiz tüm gece boyunca hiç uyumamış ve hep namazla gecesini geçirmiş sahâbîlerini uyarmış, bu davranışla vücut iflas edeceğini söylemiş ve tüm  gece ibadet etmeyi doğru bulmamıştır. Hatta bir keresinde ise, Peygamber Efendimiz genç sahâbîsi Abdullah İbni Amr İbni Âs’ın kendini hırpalarcasına ibadet etmesini men etmiştir.

Âyetin anlattığı üzere teheccüt namazı yalnızca Peygamber Efendimiz’e özgü  bir ibadettir. Bu ibadetin Resûlullah için fazladan bir fazilet kaynağı olduğunu dile getiren âlimler vardır. Böyle düşünmelerinin nedeni ise, Peygamber aleyhisselâm’ın geçmiş ve gelecek tüm günahlarının affedilmesidir. Ümmeti için bu geçerli değildir. Gece namazı biz insanların günahlarına kefâret ve affedilmemize sebeptir. Kimi âlimler ise teheccüt namazı diye bilinen gece namazının Peygamber Efendimiz için beş vakit namaz üzerine ek olarak fazladan kıldığı bir farz olduğunu dile getirmişlerdir, bu özel farz namaz onun ümmetine olan üstünlüğünün göstergesidir.

Âyette “Ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır” şeklindeki cümlede ki makam; makâm-ı mahmûd, hamd, minnet ve teşekkürlerini bildirme makamı anlamındadır. Bu yüce makam Resûl-i Ekrem Efendimiz’e aittir. Kıyamet günü her kul, Resûlullah’ın şefaatıyla mahşerdeki o korkunç bekleme anından kurtulmayı arzulayacak, kurtulur kurtulmaz da ona bu lütuf ve şefâatinden ötürü şükranlarını gönderecektir. Makâm-ı mahmûd’un, makâm-ı şefaat anlamında olduğuda anlaşılmaktadır.

6. ayet ise şudur; ”Vücutları yatak yüzü görmez.” (Secde sûresi (32), 16)

Vücutlarının yatak görmediği diye tabir edilen kimseler, gece uyanıp Allah rızâsını kazanmak amacıyla ibadette bulunan, namaz kılan, dua eden kişidir. Bu âyetin bütünü şu şekildedir;

Uyumak yerine korku ve ümit içinde Allah’a yalvarıp ibadet ettikleri için yatak yüzü görmezler.

Gecelerini ibadetle geçiren kişilerin ödülleri ise yukarıdaki bahsettiğimiz âyetin devamında şu şekilde geçer;

”Yaptıklarına karşılık olarak onlar için kendilerini mutlu edecek ne güzel nimetler hazırlanıp saklandığını bilemezler.”

Âyette bu ödülün büyüklüğünü hiç kimsenin tahmin edemeyeceğinden söz edilir. Onun ne büyük bir ödül olduğunu yalnızca Cenâb-ı Hak bilir. Peygamber Efendimiz, Allah Teâlâ’nın bu kulları için hazırladığı bu ödülü hiçbir gözün görmediğine, hiçbir kulağın duymadığına, bu büyük ödülü hiçbir kimsenin hayal bile edemeyeceğine değinmiştir.


Bir diğer ayet ise şudur; ”Geceleri pek az uyurlar.” (Zâriyât sûresi (51), 17)

Ayette cennetle mükafatlanmış  insanların niteliklerinden bahsedilmektedir. Bu niteliklerinden biri ise, hayatlarında geceleri teheccüt namazı kılmak için çok az uyumaları, zamanlarını hep Allah yoluna harcamalarıdır. Bu ayetin devamında ise bu kişilerin sabah namazı vaktine kadar af dilediklerine değinilmektedir.

Namaz İle İlgili Kur’an Ayetleri Hakkında Sorularınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ