Modern Mimarinin Günümüze Değin Geçirdiği Aşamalar

Modern Mimarinin Günümüze Değin Geçirdiği Aşamalar
  • 07.12.2012

Sosyal Bilgiler derslerinde öğrencilerimizin karşısına çoğu zaman çıkan bir konu hakkında bilgi vermek istedim. Bu konudaki kaynaklar oldukça kısıtlı , bu sebeple bu yazımızın öğrencilerimize faydalı olacağını düşünüyorum.

Sevgili çocuklar sizce Batı dünyasının modern mimari anlayışına neşet vuran olay nedir ? Batı Dünyasının övünç ve mutluluğu 1914 yılında başlayan savaşla bir kâbusa dönüştü. İleri teknoloji insanların birbirini öldürmesi, evlerin, şehirlerin yakılıp yıkılması için kullanılıyordu. Doğal olarak kültür ve sanat alanındaki girişimler durdurulmuş, üretim etkinlikleri savaş gereksinimlerine yöneltilmişti.

Savaş 1918’de sona erdiğinde geriye yıkılmış ülkeler ve evsiz ve yoksul halk kitleleri kalmıştı. Daha savaş sona ermeden 1917 yılında Hollanda’nın Rotterdam şehrinde ayınlanan “De Stijl” isimli derginin çevresinde toplanan bir grup aydın ve sanatçı, geçmişi unutup yeni bir dünya kurmayı öneriyorlardı. Elde edilmiş olan ileri teknolojinin, barış içinde yaşayan eşitlikçi bir toplumsal düzen yaratmak için kullanılmasını istiyorlardı. O zamana kadar ulaşılan bilimsel düzeyin insanı artık doğaya bağımlı olmaktan kurtarabileceğine inanıyorlardı. Buna bağlı olarak önerdikleri ilkelere insanın tüm yaşamsal çevresinde uyulduğu zaman toplumdaki küskünlüklerin ve kavgaların yok olacağını umuyorlardı.

Bu ilkeler bilim, akılcılık ve toplumsal eşitlik üzerine kurulmuştu. De Stijl grubu önerilen ilkelerin ayrım yapmaksızın tüm sanat ve tasarım etkinliklerinde geçerli olabileceğini savunuyordu. Modernist hareketin tohumları aslında 19.yy.’ın ortalarında atılmaya başlamıştı. İşlevsellik, sadelik ve halka yönelik tasarım o dönemde gündeme gelmişti. 20.yy.’ın başlarında öncü sanatçıların sadeliğe ne kadar önem verdikleri Adolf Loos’un “Süs suçtur” sözünden anlaşılabiliyordu.

Savaşın sona ermesine yakın bir zamanda Batı Avrupa’da de Stijl Grubu Modernist düşünceleri yaygınlaştırarak tasarımda uygulamaya koymaya çalışırken, 1917 yılında komünist bir devrimi  gerçekleştirmiş olan Rusya’da da Yapımcılar yepyeni bir toplum düzeni kurmanın heyecanı ile benzer etkinliklerde bulunuyorlardı. Bu düzen içinde her türlü üretim makinelerin kullanıldığı endüstri kurumlarında olmalıydı. Tasarım sokaktaki sıradan kişilerin günlük gereksinimlerini karşılamak için yapılmalıydı. Doğaya üstünlük kazanmış olan insanın yarattığı dünyada rüyaların yerini gerçekler, fantezilerin yerini bilimsel olarak kanıtlanmış bulgular almalıydı. Karmaşıklık önlenmeli; kolay algılanabilir, saydam çevreler yaratılmalıydı. Bu amaçla tasarımlar düz çizgi, daire, kare, prizma ve silindir gibi doğada bulunmayan basit geometrik biçim ve kitlelerle meydana getirilmeliydi. O dönemde temel renkler olarak kabul edilen kırmızı, sarı, mavi yanında siyah, beyaz ve gri kullanılmalıydı. De Stijl grubundan Gerrit Rietveld’in (1888-1964) 1919’da tasarladığı Kırmızı-mavi iskemle bu ilkelerin bir bildirisi niteliğindeydi. Bu iskemle kontrplak ve masif ağaç parçalarından meydana getirilmişti.

Dürüstlük ve saydamlık açısından taşıyıcı sistemin siyaha boyanmış olan parçalarının dik açılar meydana getiren birleşimleri çapraz bağlantılarla belirginleştirilmişti. Bu parçaların uç yüzeyleri sarıydı, yani her parçanın kendi başına da bir birim olduğu vurgulanıyordu. Böylece her bir öğesi eşit önem taşıyan bir bütün kurgu meydana getirilmişti: tıpkı eşitlikçi bir toplumda işlerin bireyler arasında bölünmesi gibi. Bu sistemin taşıdığı oturulan ve dayanılan kontrplak yüzeyler ise kırmızı ve maviydi. Endüstri üretimine uygun olması için tüm bağlantılar vida ve cıvatalarla yapılmıştı. Rusya’da Yapımcılar’ın önde gelen tasarımcısı Alexander Mikhailovich Rodchenko (1891-1956) halka yönelik evler, lokaller, kitaplıklar vb. mekânlarda kullanılmak üzere mobilyalar tasarlıyordu. Bunlar 20’li yıllarda genç Sovyet Cumhuriyeti’nin diğer Avrupa ülkelerindeki tanıtım sergilerinde yer alıyordu. Basit kurgulu, sade, işlevsel ve naif görünümlü bu mimari eserlerde Modernist felsefenin etkileri belirgindi.

Bu yazımı yazarken başucu eserim, “Modern Tarih Anlayışı” kitabımdan ve ders notlarımdan faydalandım. Umarım yararlı olur.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ