Kâmilü’l-Kelâm

Kâmilü’l-Kelâm
  • 09.05.2013

Kâmilü’l-Kelâm ne Demek, Kâmilü’l-Kelâm hikayesi nedir

Kâmilü’l-Kelâm, kaynağını eski Hint ve İran edebiyatlarından alan epik-didaktik halk öyküsüdür. Dil ve anlatım bakımından yer yer divan edebiyatına yaklaşmasına karşın öyküde halk dili ve halk edebiyatına özgü temalar ağırlıktadır.

Kâmilü’l-Kelâm, Halep’te oturan Benî Zâid emirlerinden Ebû Amrû’nun oğlu Dürr-i Geylanî adlı şehzadenin yaşamı çev­resinde gelişir. Yakışıklılığı ile ünlü olan şehzade 15 yaşına değin parlak bir eğitim görür; her türlü ilim ve hüneri öğrenir. Bir gün av sırasında Çin ülkesi vezirinin kızı Kamerruh’a âşık olan Talha ile karşılaşır. Talha, ona Çin padişahının kızı Gevher Şah’tan söz eder. Dürr-i Geylanî, Gevher Şah’a görmeden âşık olur. İki arkadaş birlikte sevgililerini aramak üzere Çin’e doğru yola çıkarlar. Serüvenlerle dolu bir yolculuktan sonra kızlarla gizlice buluşmayı başarırlar. Bir süre mutlu yaşarlarsa da padişahın durumu öğrenmesi üzerine ayrıl­mak zorunda kalırlar. İki âşık acı içinde dolaşırken esir pazarından bir esir satın alırlar. Bu, 40 yıl Dağıstan ve Hindistan’da eğitim görmüş akıllı, görgülü ve bilge bir düşünür olan Kâmilü’l-Kelâm’dır. Gençle­rin can yoldaşı, sırdaşı ve hocası olan Kâmilü’l-Kelâm, başlarından geçeni öğre­nince onlara yardımcı olmak ister. Ama Dürr-i Geylanî ile Talha uğradıkları düş kırıklığı yüzünden öç alma tutkusu içinde­dirler. Kâmilü’l-Kelâm, gençlere acelecilik, tedbirsizlik ve çabuk kızmanın gereksiz olduğunu, aşkta sabır göstermek gerektiğini söyler. Onların kötü bir iş yapmasını önle­mek için her akşam bir öykü anlatmaya başlar ve böylece gençleri uzun süre oyalar. Sonunda acılı günler biter; Dürr-i Geylanî’ nin ülkesinden gelen vezirin yardımıyla sevenler birbirine kavuşup mutlu olurlar. Kâmilü’l-Kelâm’m anlattığı öyküler heye­canlı ve sürükleyici aşk serüvenleridir. Bun­larda dev, cin gibi eski masal ve öykülerde çok sık görülen olağanüstü öğelere rastlan­maz. Eski harflerle ilk kez 1946’da yayımla­nan Kâmilü’l-Kelâm, birçok kez de, konu ve kuruluş açısından önemli benzerlikler gösterdiği Tutiname ile birlikte basıldı. Daha sonra halk kitapları yazarı Süleyman Tevfik (Özzorluoğlu) tarafından dili değişti­rilerek Kâmilü’l-Kelâm ve Banu’yı Cihân (1925) adıyla yayımlandı. Yeni harflerle, sadeleştirilmiş basımını ise Olgun Sözler- Kâmilü’l-Kelâm (1977, 2 cilt) başlığıyla Şemsettin Kutlu gerçekleştirdi.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. nike dedi ki:

    Beğenerek okudum makaleinizi bizlerle bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim emeğinize sağlık.
    Faydalı bilgiler herkesin işine yarar emeğinize sağlık işime yarayan bilgileri görmek güzel

YORUM YAZ