İş Bölümü Nedir

İş Bölümü Nedir
  • 23.06.2013

İş bölümü nedir, iş bölümü ne demek anlamı

İş bölümü, bir iş sürecinin, her birini ayrı bir kişi ya da grubun yerine getirdiği birçok bölüme ayrılması. Bu bölünmenin toplum­sal çözümleme açısından taşıdığı önemi ilk ortaya koyan İskoçyalı iktisatçı Adam Smith olmuş ve bunun mal üretiminin daha etkin ve ucuz bir biçimde yapılmasını sağla­yarak iktisadi ilerlemenin anahtarı olduğu­nu öne sürmüştür.

İş bölümü terimini sosyoloji alanında ilk kez Fransız bilim adamı Emile Durkheim, toplumların evrimini açıklarken kullandı. Ona göre iş bölümünün kaynağı daha fazla mal üretme isteği değil, nüfusun büyüklüğü ve yoğunluğundaki doğal artışın ve buna eşlik eden var olma kavgasındaki tırmanışın toplumsal yapıda yol açtığı değişikliklerdi. İnsanların bir topluluk içinde birbirinden kopmadan yaşamalarını sağlayan mekaniz­ma da, iş bölümü nedeniyle her birinin bir diğerine muhtaç olmasıydı.

Antropologlar iş bölümünü, bir iktisadi sistemde üretim sürecinin bütününün bö­lümlere ayrılması olarak ele aldılar. Sanayi toplumlarında makineleşme sonucu işlerin basitleşip teknik bakımdan yetkinleşmesiyle birlikte ortaya çıkan ve her işçinin çoğunlukla belli bir malın yalnızca küçük bir bölümünü üretmesine yol açan aşırı uzmanlaşma, sanayileşmemiş toplumlarda genellikle görülmez. İlkel topluluklarda ev, kano gibi bir kişinin tek başına ancak çok uzun zamanda bitirebileceği ürünlerin üretimi dışında hemen hiç iş bölümü yoktur; bu durumlarda bile iş bölümü genellikle geçici­dir ve çalışan her kişi işin tüm aşamalarında görev alabilir. Belirli ürünlerde, örneğin bir kişinin dinsel amaçlarla bir başkasının da günlük kullanımlar için çömlek üretmesi biçiminde bir uzmanlaşma görülürse bile, her üretici, kil toplama, biçimlendirme, fırına verme gibi işin tüm aşamalarını kendi­si yapar.

Evrensel olmakla birlikte cinsiyete dayalı işbölümünün aldığı biçimler, kültürler ara­sında büyük farklılıklar gösterir. Yaşa, klan üyeliğine, soya ya da lonca üyeliğine dayalı işbölümünün yanı sıra yerel ve el işçiliğine dayalı uzmanlaşmalar da vardır.

işçi, herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kimse. İşçi kavramını belirleyen üç temel öğe emek, ücret ve bağımlı olarak çalışma­dır. 25 Ağustos 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesi işçi kavramını ol­dukça dar tutmuştur. Buna göre bir kimse­nin işçi sayılabilmesi için bir işi bir hizmet sözleşmesine dayanarak ücret karşılığı yap­ması gerekir. Bu nedenle eser sözleşmesi ve vekâlet, adi şirket sözleşmesi gibi sözleşme­lere dayanarak bir işi gören kimse, İş Kanunu uygulamasında işçi sayılmaz. Buna karşılık 7 Mayıs 1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, hizmet sözleşmesinden başka bedenen çalışmayı konu alan nakliye, yayın ve adi şirket sözleşmelerine göre çalışanları da işçi saymıştır (m. 2/1).

İş Kanunu’nun kabul ettiği işçi kavramı bakımından çalışmanın bedensel ya da dü­şünsel olmasının önemi yoktur. İş Kanunu, eskiden geçerli olan beden işçisi-fikir işçisi ayrımını kaldırarak bu konuda beliren hu­kuksal güçlükleri gidermiştir. Yasada sözü edilen sözleşme, idare hukuku alanına giren idari hizmet sözleşmesi değil, özel hukuku ilgilendiren hizmet sözleşmesidir. 1982 Anayasası’nın 128. maddesine göre kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler işçiler değil, memurlar ve öteki kamu görevlileri (sözleşmeli personel) eliyle görülür.

Ücretin hizmet sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmamış ve uzun bir süre ödenme­miş olması, çalışmanın ücret karşılığı olma­dığı sonucunu doğurmaz. Yapılan işin hiz­met sözleşmesine dayanması çalışanın işçi niteliğinde olduğunun kabulü için yeterlidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre her hizmet, kural olarak bir ücret ödenmesini zorunlu kılar ve bu durumdaki işçinin ücretini sonradan da isteme hakkı vardır.

1982 Anayasası’nın 51-54. maddeleri sen­dika kurma ve toplu sözleşme yapma hakkı ile grev hakkını yalnızca işçilere tanımıştır.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ