Henri Becquerel Kimdir

Henri Becquerel Kimdir
  • 04.06.2013

Henri Becquerel Hayatı, Henri Becquerel Kimdir Kısaca Yaptığı Çalışmalar

Becquerel, (Aııtoine-) Henri (d. 15 Ara­lık 1852, Paris – ö. 25 Ağustos 1908, Le Croisic, Fransa), uranyum ve öteki madde­ler üzerindeki araştırmaları sonucunda rad­yoaktifliği keşfeden Fransız fizikçidir. 1903 Nobel Fizik Ödülü’nü Pierre ve Marie Curie ile paylaşmıştır.

Kuşaklar boyunca birçok bilim adamı ye­tiştirmiş bir aileden gelen Becquerel’in bü­yükbabası Antoine-Cesar Becquerel (1788- 1878), babası Alexandre-Edmond Becquerel (1820-91) ve oğlu Jean Becquerel (1878- 1953) dönemlerinin tanınmış bilginlerindendi.

Öğrenimi ve yetişmesi: 1872’de Politeknik Okul’da öğrenime başlayan Becquerel, iki yıl sonra Köprüler ve Yollar Okulu’na (Ecole des Ponts et Chaussees) geçti ve 1877’de bu okuldan mühendislik diploması aldı. Öğretim üyeliği ve araştırmacılığının yanı sıra, Köprüler ve Yollar İdaresi’nde uzun yıllar mühendislik yaptı ve 1894’te başmühendisliğe getirildi. Akademik yaşa­ma 1876’da Politeknik Okul’da asistan ola­rak başladı, 1895’te aynı okulda fizik profe­sörü oldu. Aynı dönemde, Doğa Tarihi Müzesi’nde babasının yanında asistanlık yapıyordu. Babasının ölümü üzerine bu kurumda da fizik profesörlüğünü üstlendi.

henri-becquerel19. yüzyılın önde gelen fiziksel araştırma alanları, elektrik, magnetizma, enerji ve optik olaylardı. Genç Becquerel ilk birkaç yıl, Michael Faraday’ın gündeme getirdiği ve babasının da katkıda bulunduğu, ışığın kutuplanması ve kutuplanma düzleminin magnetik alanların etkisi altında dönmesi konusunda araştırmalar yaptı. Daha sonra kızılötesi ışınlarla uyarılan çeşitli fosforışıl kristallerin tayflarını incelemeye yöneldi. Babasının bu alandaki çalışmalarını genişle­terek, kimi uranyum bileşiklerinin ışığı soğurmaları ile fosforışı yaymaları arasında­ki ilişki üzerinde araştırmalar yaptı.

1889’da Fransız Bilimler Akademisi üyeli­ğine kabul edilen Becquerel, 1896’da artık başarılı ve saygın bir fizikçi olarak anılıyor­du. Ama o sıralarda henüz, gerçekleştirdiği çalışmalardan çok, fosfırışıl maddeler üze­rindeki uzmanlığı, uranyum bileşiklerini iyi tanıması ve fotoğrafçılığı da içermek üzere bütün laboratuvar tekniklerindeki genel yetkinliğiyle tanınıyordu.

Işınımlar üzerindeki sistemli incelemeleri. 1895 sonlarında Wilhelm Röntgen X ışınla­rım buldu. Bir elektron lambasından (va­kum lambası) yayılan X ışınlarının, üzerle­rine bir katot ışını demeti düşürüldüğünde flüorışıl duruma geldiğini öğrenen Becquerel, bu görünmeyen ışınımla görünür ışık arasında temelde bir ilişki olup olmadığını, ışıldayan bir maddenin uyarılma sonucu X ışını yayıp yaymayacağım araştırmaya girişti. Bu amaçla, bir fotoğraf filmini ışık geçirmeyen siyah kâğıtlara sarıp üzerine flüorışıl nitelikli potasyum uranil sülfatı kristalleri yerleştirerek uyanlmalan ama­cıyla birkaç gün Güneş ışığında bıraktı. Görünür ışık almayan fotoğraf filmi banyo edildiğinde, kristallerden yayılan ışıldama nedeniyle karardığı ortaya çıktı. Daha son­raki benzer deneylerde ise, kristal ile kâğıda sanlı fotoğraf filmi arasına yerleştirilen bir metal parçasının ya da paranın görüntüleri belirdi. Becquerel, bu buluşunu Bilimler Akademisi’nin 24 Şubat 1896 tarihli oturu­munda açıkladı ve kimi uranyum tuzlarının etkinliklerinin özellikle yüksek olduğunu da belirtti.

Henri Becquerel böylece, bu ışıldayan madde­nin, görünür ışığın yanı sıra X ışınlarına çok benzeyen başka bir ışınım da yaydığına ilişkin görüşünü doğrulamış oluyordu. Ama, ertesi hafta, uranyum tuzlarının, Güneş’in morötesi ışınlarının etkisiyle fosforışıl duruma gelmeksizin de girim gücü yüksek ışınım salmayı sürdürdüğünü gördü. Bu yeni bulguyu uzun ömürlü ve görünme­yen bir tür fosforışıllığın varlığına bağlayan Becquerel, bu etkinliğin tuzdaki uranyum metalinden kaynaklandığını da belirleyerek, bu özelliği metallere özgü ve daha önce rastlanmamış olan bir fosforışıma olarak niteledi.

Becquerel, daha sonra Marie Curie’nin radyoaktiflik adını vereceği bu olgu üzerin­de 1896’da yedi, 1897’de yalnızca iki makale yayımladı; 1898’de ise bu konuda yazmayı bıraktı. O dönemde sayısız ışıma türü (örn. katot ışınları, X ışınları, Becquerel ışınları, “boşalma ışınları”, kanal ışınları, radyo dalgalan, görünen ışık tayfı, ateşböceklerinin ve başka ışıldayan maddelerin yaydıkları ışınlar) üzerine araştırmalar yapılıyordu ve Becquerel ışınlarına özel bir önem veril­miyordu. Daha kısa sürede daha keskin gölge fotoğrafları verebilen X ışınları çok daha fazla ilgi çekiyordu. Becquerel’in bu­luşunun öneminin kendisi ve bilim dünyası tarafından kavranması ancak 1898’de Ger- hard Cari Schmidt’in ve ondan ayrı olarak Marie Curie’nin toryum elementinde de radyoaktifliği saptamalan ve Pierre ve Ma­rie Curie ile çalışma arkadaşları Gustave Bemont’un yeni radyoaktif elementler olan polonyum ile radyumu bulmalarından sonra gerçekleşti.

Öbür katkıları. Çalışmalarına bir süre ara verdikten sonra radyoaktiflik üzerindeki araştırmalarına yeniden başlayan Becquerel, bu alanda üç önemli katkı daha gerçekleştirdi. 1899’un sonlarına doğru ışımanın öğelerinden biri olan beta parçacıklarının, elektrik ve magnetik alanlarda saptığını buldu ve bu sapmaları ölçtü. Bu ölçümden elde ettiği yük/kütle oranından hareketle beta parçacığının, Joseph John Thomson’ın iki yıl kadar önce belirlediği eksi yüklü parçacıklarla (elektronlar) aynı olduğunu gösterdi. Ertesi yıl da, radyoaktifliğini yiti­ren uranyum tuzlarının ve uranyumdaki etkin madde olduğunu düşündüğü uranyum-X’in bir süre sonra bu etkinliklerini yeniden kazandıklarını kanıtlayarak ilk kez radyoaktif dönüşüm olayına dikkat çekti. Bir süre sonra Ernest Rutherford ve Frede- rick Soddy, toryum-X ve toryumda da benzer etkinlik yitirme ve kazanma olgularını gözlemleyince, bu olayı, bir elementin kendiliğinden bir başka elemente dönüştü­ğü atomaltı bir kimyasal değişiklikle açıklayarak radyoaktif dönüşüm olayını kuramsal bir temele oturttular. Becquerel’in son önemli başarısı ışınımın fizyolojik etkilerine ilişkindi. Bu etkileri daha önce gözlemiş olanlar belki vardı, ama Becquerel’in, yelek cebinde taşıdığı Curie’lere ait bir radyum örneğinin neden olduğu yanıkla ilgili raporu (1901), tıp alanında radyoaktiflikten yararlanılmasını olanaklı kılan araştırmaların başlamasında önemli roy oynadı.

Becquerel doğal radyoaktifliğin keşfine yol açan çalışmaları nedeniyle 1903 Nobel Fizik Ödülü’nü Curie’ler ile bölüştü. Madalyaların yanı sıra yabancı bilim derneklerinin üyelikleriyle de ödüllendirilen Becquerel, Fransız Bilimler Akademisi’nin başkanlığı­na ve sürekli sekreterliğine seçildi. Henri Becquerel Biyografisi, Henri Becquerel Kimdir Hayatı ve Yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verdik.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. bella dedi ki:

    yaa bunun daha kısası ve kapsamlısı yomu :( ben hiç beğenmedim…

  2. m.can dedi ki:

    iyi çok iyi :) :)

  3. adam dedi ki:

    çok sagol

    1. adam dedi ki:

      çok çok çok uzun ama anlamlı

  4. adam dedi ki:

    harika kısaca güzel bir yazı olmuş teşekkürler

YORUM YAZ