Evcilleştirme Nedir

Evcilleştirme Nedir
  • 20.04.2013

Evcilleştirme Nasıl Yapılır, Evcilleştirme Nedir

Evcilleştirme, yabanıl hayvanları, insanla­rın yararlanabileceği evcil formlara kalıtsal olarak dönüştürme sürecidir. İnsanın yabanıl doğa karşısında egemen duruma gelmesinin ilk adımı olan evcilleştirme, insanlığın ve yarattığı maddesel kültürlerin gelişmesinde çok önemli bir rol oynamış, bugün de insanoğlunun temel geçim kaynaklarından biri olan tarım ve hayvancılığın doğuşuyla sonuçlanmıştır. İlk evcilleştirme denemelerinin Mezolitik Çağ insanlarınca yapıldığı sanılmaktadır. Avcılık ve toplayıcılıkla yaşamım sürdüren bu göçebe topluluklar İÖ 9000’de köpek, keçi ve bir olasılıkla koyunları evcilleştirme­ye başlamıştır. Ama ilkel tarımın toplumsal bir etkinlik olarak ortaya çıkışı ve evcilleş­tirmenin bilinçli bir sürece dönüşmesi Neo­litik Çağa rastlar. Bugün de insanın hizme­tinde olan evcil hayvanların çoğu Neolitik Çağda seçilip geliştirildiği halde, bazı hay­vanların evcilleştirilmesi oldukça gecikmiş, örneğin tavşan IS 6. ve 10. yüzyıllar arasın­da Fransız keşişlerince evcilleştirilinceye kadar yabanıl yaşamını sürdürmüştür. İnsan bütün yabanıl hayvanları tarımda yararlanmak amacıyla evcilleştirmemiştir. Örneğin köpek büyük olasılıkla yabanıl hayvan avında insana yardımcı oluyor, ko­ruyuculuk ve bekçilik görevini üstleniyordu. İlk insanların köpek eti yemesi de bu hayvanların bu kadar erken evcilleştirilme­sinde kuşkusuz önemli bir etkendi. Koyun ve keçi de başlangıçta yalnızca eti için evcilleştirilmiş, süt ve yün gibi ürünleri çok daha sonraları değerlendirilebilmiştir. Sığırların evcilleştirilmesinde insanın ama­cı yalnız etinden ve derisinden değil, tarı­mın gelişmesinde çok büyük payı olan kas gücünden de yararlanabilmekti, ilk evcilleştirilen ineklerin sütü ancak buzağılarına yetecek kadar azdı. Çaprazlama ve ıslah çalışmalarıyla süt verimi yüksek ineklerin geliştirilmesi çok daha sonraki dönemlere rastlar.

Atlar da önceleri eti ve derisi için evcilleş­tirilmiş, sonradan binek hayvanı olarak eğitildiğinde savaşlarda insanın ayrılmaz bir parçası olmuştur. İÖ 2. bin yılda Ortadoğu’ da yaşayan halkların savaş arabalarına koş­tukları atlar o tarihten sonra ulaşımın bütün yükünü taşımıştır; eyer, üzengi gibi koşum takımlarının kullanılması İskitlere kadar uzanır. Atlardan çok daha önce evcilleştiri- len eşek ise, etinin lezzetsiz olması nedeniy­le yalnızca yük ve binek hayvanı olarak kullanılmıştır. İlk tavukların eti ya da yumurtası için değil, horozların kavgacı yapısı nedeniyle evcilleştirildiği sanılmaktadır; seçme ve çap­razlamayla en iri horoz ırklarını elde etme­ye yönelik ilk ıslah çalışmalarında horoz dövüşü yönlendirici bir etken olmuştur. Sonradan horoz dinsel bir anlam kazanmış, Zerdüşt dininde ışığın simgesi olarak kötü­lüğe karşı iyiliğin koruyucusu sayılmıştır, ilk evcilleştirilen tavukların yumurta verimi büyük olasılıkla yılda 5-10’u geçmiyordu; yumurta verimini ve et kalitesini artırmaya yönelik ıslah çalışmalarına çok daha sonra­ları başlanmıştır.

İnsanı kedileri evcilleştirmeye iten dürtü, büyük olasılıkla bu hayvanların güzelliğin­den ve davranışlarından hoşlanmasıdır; ev­de kedi beslemeye başlamasında da kedile­rin fare, sıçan gibi zararlı kemiricileri avla­madaki ustalığı ayrıca rol oynamış olabilir.

Eski Mısır’da kediler kutsal hayvanlar ara­sında sayılırdı. Neolitik Çağın sonunda balansının evcil­leştirilmesi, 200 yıl öncesine değin tek tatlandırıcı olarak insan beslenmesinde bü­yük önem taşıyan balı insanın yararına sunmuştur. Aynca anlardan balmumu elde eden ve an zehirinden ilaç yapan insanlar, düşman birliklerini gizlendikleri yerden çı­karmak için zaman zaman savaşta yanlarında arı kovanları da taşırlardı. İpekböceği en az İÖ 3000’lerde Çin’de evcilleştirilmiş, İÖ 1000’de bu ülkede geliş­miş bir ipekböceği teknolojisi kurulmuştur. Bazı halkların toplumsal ve ekonomik yapısını, hatta yaşam biçimini büyük ölçüde etkileyen çobanlığın ve göçebe hayvancılı­ğın başlangıcı, evcil hayvan sürülerinin art­masından sonraki geç dönemlere rastlar. Avrasya’da göçebe hayvancılığın İÖ 1000’lerde, hayvanların evcilleştirilmesin­den çok sonra başladığı bilinmektedir. Eskiden evcil hayvanlar ile yabanıl atalan arasındaki akrabalık ilişkilerini ortaya çı­karmanın tek ölçütü yapı ve işlev benzerlik­leriydi. Oysa günümüzde, özellikle kromo­zomlarla karşılaştırılmasına dayanan gene­tik incelemeleri ve kan gruplarının belirlen­mesi gibi biyokimyasal araştırmalarla, evcil hayvanların kökenine ilişkin daha sağlıklı bilgiler edinilmektedir. Evcilleştirmenin başlangıcından bu yana geçen 10 ya da 11 bin yıl içinde, insanların yararlanmak üzere seçtiği hayvanlar büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Aynı türden üretilmiş hayvan soyları arasında, doğadaki değişik türler arasında gözlenenlerden daha fazla farklılık olması, evcilleştirmenin kalıt­sal sonuçlarının en çarpıcı örneğidir. Bu etki özellikle, evcilleştirilen hayvanla­rın mevsime bağlı biyolojik özelliklerinde somutlaşır. Evcil hayvanların yabanıl ataları kesinlikle belirli mevsimlerde ürer ve deri ya da tüy değiştirir; oysa evcil hayvanların çoğu yılın hemen her mevsiminde üreyebilir ve tüylerini döküp dökmemesi mevsime değil, kalıtsal özelliklerine bağlıdır. Doğal türün yabanıl genotip içinde bastırılmış olan çekinik genlerin dışa vurmasını sağlayan temel genetik mekanizma, evcil­leştirmeye bağlı ilk değişikliklerin ortaya çıkmasında ve yabanıl bir türün değişik soylar verecek biçimde farklılaşmaya başla­masında da rol oynar. Gerçekte, doğadaki her yabanıl hayvan topluluğunda çekinik değişinimler (mutasyon) biçiminde gizlenmiş olan çok zengin bir tip ve form birikimi vardır. İnsan ancak bu birikimdeki çekinik değşinimlerden yararlanarak yeni hayvan soylan üretebilir. İnsanın değişik gereksi­nimlerine uygun yeni soyların neredeyse sınırsız olarak ortaya çıkışı, yapay seçme denen bu sürecin sonucudur. Yapay seçme doğal seçmeden oldukça farklıdır. Doğal seçme ancak normal ya da yabanıl bir fenotipin, yani çok değişik çevre koşullarına önceden kendini hazırlayıp uyarlanarak türünün sürekliliğini sağlayan bir canlının gelişmesine izin vererek, kararlı biyolojik sistemler yaratır; yapay seçme ise bu kararlı sistemleri yıkarak, doğada yaşa­mını sürdürme şansı olmayan gen bileşimle­ri yaratır ve yeni bir olasılıklar yelpazesi sağlar.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ