Eflak Nerede Hakkında Bilgi

Eflak Nerede Hakkında Bilgi
  • 12.06.2013

Eflak Hakkında Bilgi, Eflak Nerede

Eflâk, valahya olarak da bilinir. Rumence tara romanesca, Aşağı Tuna Irmağı kıyı­sında eski prenslik. 1859’da Boğdan ile birleşmesi sonucunda bugünkü Romanya devleti oluşmuştur. Nüfusunun çoğunluğu­nu Ulahların (Valahlar) oluşturduğu Eflâk, kuzey ve kuzeybatıda Transilvanya Alpleri; batı, güney ve doğuda Tuna Irmağı; kuzey­doğuda da Siret Irmağıyla çevriliydi. Gele­neksel kaynaklara göre, kurucusu 1290’da Transilvanya’nın güneyinden gelen ve Tran­silvanya Âlpleri’ni geçerek Cîmpulung’a yerleşen Fagaraş voyvodası Radu Negru’dur (Kara Radu).

Başlangıçta Macaristan’ın egemenliği al­toda olan ve Ortodoks Ulahların, bu ülke­nin feodal baskıları ve mezhep değiştirmeye yönelik zorlamaları nedeniyle terk ettiği Eflâk Prensliği, I. Basarab’ın (hd y. 1330- 52) Macaristan kralı I. Kâroly’yi 1330’da yenmesiyle bağımsızlığını kazandı.

eflak

Eflak Haritası

Yeni prenslik, zengin tarımsal ürünler ve Avrupa’nın kuzeyiyle Karadeniz arasındaki ticaret yolu üzerindeki konumu sayesinde giderek gelişti. Egemenliğini yeniden kabul ettirmek isteyen Macarlardan gelen saldırı­ların yanı sıra 14. yüzyılda Balkan Yarım adasında Osmanlılann tehdidiyle karşı karşı­ya geldi. Prens Mircea (Yaşlı) (hd 1386- 1418) 1391’de Osmanlılara vergi vermeyi, 1417’de de Osmanlı egemenliğini kabul etti.

Osmanlılar prenslerin başta kalmasına ve Eflâk’ın toprak bütünlüğünü ve dinini koru­masına izin verdiler. Eflâk böylece özerk bir yapı kazanmakla birlikte, Osmanlı Devleti’ne vergi verme, ticarette ayrıcalık tarı­ma, temel tarım ürünleri sağlama, iç ve dış politikalarını Osmanlılarla uyum içinde yü­rütme, padişahın hanedan içinden seçeceği prensi tanıma (bu seçimi çoğu kez rüşvet belirlerdi), köy ve kasaba yöneticileri için göstereceği adayları kabul etme gibi yü­kümlülükler altına girdi.

Kazıklı Voyvoda olarak anılan III. Vlad Tepeş, (hd 1448, 1456-62, 1476-77) ve kısa bir süre için Eflâk’ı, Boğdan’ı (Moldova) ve Erdel’i (Transilvanya) birleştiren Mihai (Cesur) (hd 1593-1601) gibi prensler Os­manlılara karşı bazı ayaklanmalara girişti- lerse de, prenslerin çoğu Osmanlı yönetimi­ne boyun eğdiler. Prensliğin yönetim yapısı sağlam ve kararlı olmadığından, Osmanlı egemenliği giderek pekişti. 1716’dan sonra Osmanlılar yerli hanedandan prens seçmeyi terk ederek, buraya Fenerli Rumları atama­ya başladılar. Sonraki yıllarda Rusların Eflâk üzerindeki etkisi arttı. Eflâk Osmanlı egemenliğini tanımayı sürdürmekle birlik­te, 1774’ten sonra fiilen Rus koruması altına girdi.

19. yüzyılda Eflâk’ta patlak veren bir ayaklanma (1821) üzerine, Osmanlılar halk arasında tutulmayan Fenerlileri yönetimden almak zorunda kaldılar. Ardından Rusların yol göstericiliği altında 1831’de kabul edilen Reglement Organique adlı anayasayı da kapsayan bir dizi siyasal reform gerçekleşti­rildi. Seçimle gelen siyasal kurumları öngö­ren bu anayasa uyarınca, yüksek soylular arasından prensi seçmekle görevli özel bir komisyon oluşturuldu; genellikle boyarlar­dan oluşan komisyonda orta sınıftan temsil­ciler de yer alıyordu. Ayrıca soyluların seçtiği boyarlardan oluşan bir yasama mec­lisi kuruldu. Boyarların araziler ve köylüler üzerindeki denetimi sağlamlaştırıldı. Os­manlılara tanınan ticaret tekelinin kaldırılmasıyla, boyarların Batı Avrupa’ya açılması sağlandı. Eflâk köylülerine ise 1864’te öz­gürlüklerini elde etmelerine değin süren yükler getirildi.

Avrupalı devletler Kırım Savaşı (1853-56) sonrasında Rusların Eflâk üzerindeki koru­masına son verdiler. Giderek güçlenen Ru­men ulusal hareketinden etkilenen Eflâk yasama meclisi, 1859’da Prens Alexandru Ion Cuza yönetiminde Eflâk’ın kuzeydoğu komşusu Boğdan ile birleşerek bağımsız bir devlet kurma yönünde karar aldı. Resmî birleşme ancak 1861’de gerçekleşti. Osman­lı Devleti, Eflâk ve Boğdan’ın (Memleketeyn) birleşmesini kabul etmekle birlikte, Romanya’nın bağımsızlığını ancak 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yapılan Ayastefanos (Yeşilköy) ve Berlin antlaşma­larıyla tanıdı (1878).

Suriye’deki siyasal ortam, 1955 sonrasına değin Eflak’ın düşlerinin gerçekleşmesine fırsat vermedi. Eflak, muhafazakâr eğilimli partilerin kendi aralarında çekiştiği bir dönemde Suriye Komünist Partisi’yle ittifak kurarak, Baas Partisi’nin siyasal etkisini artırdı. Ama Suriye hükümetini denetimi altına almayı başaramadı ve komünistlerin etkinliklerinin sağı kışkırtabileceğinden korkmaya başladı. Buradan yola çıkarak Mısır’la 1958’de Birleşik Arap Cumhuriye­tinin (BAC) kurulmasıyla sonuçlanan birlik görüşmelerini başlattı.

Mısır devlet başkam Cemal Nasır’ın, BAC’ye bağlı Suriye ilinde Baas egemenli­ğine izin vereceğini ummuştu. Eflak’ın bek­lentisinin tersine, Nasır’ın tüm Arap dünya­sını egemenliği altına alma yolundaki giri­şimleri sonucunda, Baas kısa süre içinde siyasal etkinlik gösteremez duruma geldi. Bu durum iki ülke arasında anlaşmazlıkla­rın doğmasına yol açtı ve Suriye, 1961’de BAC’den çekildi. Eflak kendisini ve Baas’ı, Nasır’a yöneltilen sert eleştirilerden ve ayrı­lıkçı yönetimin tutucu politikalarından uzak tuttu. 1963’teki bir darbeyle Suriye’deki ayrılıkçı hükümet devrildi ve Baas Partisi yeniden iktidara geldi. Aynı dönemde Irak’ ta da Baas yanlısı bir grup, darbe yaparak iktidarı ele geçirmişti. Bunun üzerine, Eflak iki hükümet arasında eş güdümü sağlamaya ve Mısır’la yeni bir birlik kurma yolunda hazırlıklara girişti. Nasır’a güvenmiyor, ama onun saygınlığından yararlanarak Irak ve Suriye’de Baas yönetimini güçlendirmek istiyordu. Birlik görüşmeleri sonuç vermedi ve Baas Partisi 1966’da düzenlenen bir darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı. Darbe­den sonra Lübnan’a sığman Eflak, izleyen yıllarda Suriye siyasetinde önemli bir etkin­lik göstermediyse de Baas’ın Irak, Suriye ve Lübnan’daki bazı hiziplerine önderlik etme­yi sürdürdü. Eflak hakkında bilgiler verdik.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Serhan Aksoy dedi ki:

    Romanya’ya bağlı

YORUM YAZ