Duygu Nedir

Duygu Nedir
  • 13.05.2013

Duygu nedir, duygu ne demek tanımı

Duygu, psikolojide, bireyin iç olaylara ve bedenin içinde bulunduğu koşullara ilişkin öznel algısı. Günümüzde, psikologların üze­rinde kesin anlaşma sağladığı tek ve kapsayıcı bir duygu tanımı yoktur. ABD’li psiko­log Robert S. Woodworth (1869-1962), duygu ve heyecanın bireyin “içsel durumu” olduğunu söyler. Öte yandan birçok psiko­log da Alman filozof Immanuel Kant’ın tanımını benimseyerek duyguyu, psikoloji­de duygulanım olarak bilinen ve hoşnutsuz­luk ya da hoşlanmayı içeren durumla özdeş tutarlar. Duygularla yakından ilişkili olan heyecan ise, çoğu kez duygu terimine yakın anlamlarda kullanılmasına karşın, duyguların yaşanmasına paralel olarak göz­lenen yüz kızarması, kasların gerilmesi, kalp atışlarının hızlanması, solunumun art­ması ve tüylerin diken diken olması gibi bedensel değişimleri de kapsar. Her ruhsal deneyim, zihinde iki boyutta incelenebilir: Düşünce bileşeni ve duygu bileşeni. Bu iki bileşen yakından bağıntılıdır. Her zaman farkına varılmasa da, bütün zihinsel etkin­liklerde bir duygu tonu bulunur. Bu, kişinin bir olaya ilişkin öznel deneyimi biçiminde algılanır; dışa vuran davranışlara ve iç davranış denebilecek düşüncelere yansır. Duyguların, beyinde duyu, algı ve düşünce düzenekleri ile karşılıklı etkileşim içinde olan biyokimyasal bir temeli vardır.

Duygunun temel olarak içsel ve öznel doğasından ötürü, duygu konusundaki araş­tırmalar da iki ana sorun üstünde yoğunlaş­mıştır: Bir olayın nasıl algılandığı ve algıla­nan olayın ne olduğu.

Psikolojide, duygu üzerine ilk çalışmalar 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldı. Alman psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920) 20. yüzyıl başlarında, duyum, imge, duygu gibi psikolojik durumların deneysel olarak göz­lenip çözümlenebileceğini öne sürdü. De­ğişkenleri denetleyerek yaptığı deneylerde, deneklerin iç gözlem yapmalarını sağlayarak duygularını belirledi. Aynı dönemde Char­les Darvvin, duyguların dışavurumu olan davranış kalıplarının, türlerin ilk gelişme evrelerinde uyum sağlayıcı bir işlevi olduğu­nu ileri sürdü. Örneğin “bağıntılı alışkanlık­lar” varsayımına göre, dişler dövüşte kulla­nıldığı için, dişleri göstermek öfkenin dışa­vurumudur; “karşıtlar ilkesi” ise uzatılan elin dostluk, sıkılan yumruğun öfke anlamı taşıdığını varsayar. Darvvin, bütün duygula­rın, doğrudan sinir sisteminin ürünü oldu­ğunu öne sürmüştür.

ABD’li psikolog William James (1842- 1910) duygu çalışmalarına önemli katkıda bulundu. Heyecanın, fizyolojik değişimleri izlediği yolundaki kuramı, duygunun içsel bir duyumsal temeli olduğunu ortaya koy­ması açısından büyük ölçüde doğrulanmış­tır. James’in Danimarkalı hekim Cari Georg Lange (1834-1900) ile birlikte geliştirdi­ği ve duyguların doğrudan bedensel olayla­ra bağlı oldukları ilkesine dayanan kurama “James-Lange kuramı” denir. Buna göre duygu, bedende olagelen değişimlerin algılanmasıdır. Örneğin korkutucu bir durum karşısında önce kalp atışlarının hızlanması, göz bebeklerinin büyümesi gibi bedensel tepkiler ortaya çıkar; “korku” duygusu, bu bedensel tepkilerin algılanıp anlamlandırıl­ması ile yaşanır.

Otonom sinir sisteminin sempatik bölümü­nü uyararak duygulara eşlik eden bu tür bedensel değişimlerin yaratılması olanaklı­dır. Deneysel koşullarda adrenalin verilme­sinin korku duygusuna benzer bir durum yarattığı, adrenalin ve noradrenalinin birlik­te, öfke durumuna benzer bir duyguya yol açtığı gösterilmiştir. Bunların yanı sıra be­yindeki duygusal süreçlere serotonin, gam­ma aminobütirik asit gibi sinir uyarılarını ileten birçok maddenin katıldığı bulunmuş­tur. Bu açıdan bakıldığında James-Lange kuramı haklı görülürse de, duyguyu dış uyaranlara karşı gelişen bedensel tepkilere ikincil bir süreç olarak gördüğü için eleştiri­lir; dış uyaranlar aynı zamanda beyindeki duygu merkezlerini de etkileyip doğrudan duyguların oluşmasına neden olabilir. Bu eleştiriyi getiren ABD’li fizyoloji uzmanı Walter B. Cannon (1871-1945), duyuların dış ortamdaki uyaranları, algı merkezlerinin yanı sıra beynin, talamus denen ve duygusal yaşantıda önemli rolü olan bölgesine de ilettiklerini öne sürmüştür. Talamus, alınan uyarıların duygu biçiminde tanınması ve bedenin değişik’kesimlerine uyarı gönderil­mesi gibi ikili bir görev yapar. Sonraları talamusun dışında başka yapıların duygu alanında belirleyici oldukları ortaya kon- muşsa da, Cannon’ın temel varsayımı ko­runmuş sayılır. Buna göre duygu, merkez sinir sisteminde yer alan birincil bir süreçtir; bedende gerçekleşen değişimler ikincil ola­rak gelişir. Darvvin’in görüşüyle de uyumlu olan bu yaklaşım, “uyarılma kuramı” adıyla bilinir.

Sonraki araştırmalar beyinde duygu ve heyecanlarla ilgili, farklı, ama birbiriyle bağıntılı iki sistem olduğunu ortaya koymuş­tur. Uyarıcı ağyapı (RAS) denen ilk yapı omurilikten başlar, beyin sapından yukarı, talamusa ve beyin kabuğuna çıkar. Yolu üstünde görme, işitme, dokunma ve acı gibi çeşitli duyusal yollardan çok sayıda aracı lifler alır. Bu düzenlenişe göre alınan duyu­sal uyaranlar, uyarıcı ağyapıda bir etkinlik yaratırlar; bu etkinlik beyin kabuğuna ileti­lir, beyin kabuğu da yeniden uyarıcı ağyapıyı uyarır. Uyku-uyanıklık düzeni ve heye­canlanma süreçleri bu çevrimle sağlanır. İkinci yapı ise talamus, hipotalamus ve birtakım çekirdeklerden oluşan limbik sis­temdir. Bu sistemin uyanlmasıyla öfke, korku, haz gibi duygular deneysel olarak ortaya çıkarılabilmektedir; bu açıdan limbik sistem genel duygu merkezi diye bilinir.

Duyguların beyinde biyokimyasal bir mo­del içerisinde oluşup düzenlenmesini açıkla­yan bu yaklaşıma yöneltilen en önemli eleştiri, duyguların bilişsel yanını açıklaya­madığı yolundadır. Aynı bedensel süreçle­rin nasıl olup da farklı duygulara yol açtığı sorusuna biyokimyasal temelli bir açıklama getirilememiştir. Bu nedenle, duyguların bilişsel niteliklerini belirlemede algı ve öğ­renme süreçlerinin önem taşıdığı ve beyin kabuğunun da bu konuda etkili olduğu düşünülmektedir. Beyin kabuğunun zede­lendiği durumlarda duygusal uyarılma ol­makta, ancak duygu ayırt edilememektedir.

Duygu nedir, duygunun tanımı üzerine yapılan araştırmalar hakkında bilgiler verdik.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ