BAŞÖRTÜSÜ SEMBOL DEĞİL

BAŞÖRTÜSÜ SEMBOL DEĞİL
  • 30.11.2012

Cumhurbaşkanı, Suriye’nin Türkiye’yi doğrudan hedef almasına  ihtimal olmadığını söyledi. “Bunu yapmaya cesaret edemezler.” diyen Gül, “Ancak akılsızlık ağır basabilir.” sözleriyle ihtiyat payı bıraktı.

Kanada’nın The Star gazetesi yazarı Harun Sıddıki’ye konuşan Gül, “Tüm senaryoları düşündük ve muhtemel durum planları hazırladık. Türkiye’nin Suriye’ye girmek gibi bir niyeti bulunmuyor ancak çıkarlarımıza zarar verilirse gereken tüm adımları atarız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül, Suriye’deki durumdan faydalanarak eylemlerde bulunmak istemeleri durumunda, bu ülkedeki teröristlere anında cevap verileceğini bir kez daha vurguladı.

BATI’NIN TEDAVİSİ ZOR HASTALIĞI: İSLAMOFOBİ

Batı’daki İslamofobi’nin antisemitizmle aynı şey olduğunun altını çizen Gül, “Bu bize, yüksek öğrenim seviyesi ve gelire sahip Batı’nın tedavisi zor hastalıklara sahip olduğunu gösteriyor. Doğu’nun cahillik ve fakirlik hastalığını tedavi etmek Batı’nın antisemitizm ve İslamofobi hastalığını tedavi etmekten daha kolay.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti: “İslamofobi bugünün küreselleşmiş dünyasında önemli risk oluşturuyor. Bu pahalıya mal olabilecek, dünya barışını tehdit edebilecek, sıradan insanların yaşamlarını riske atacak ve dünyadaki siyasi durumu karmaşıklaştıracak bir unsur. Dünya nasıl antisemitizmi önlediyse İslamofobiyi durduracak önlemlere de ihtiyaç duyuyoruz.”

İSLAMOFOBİ’Yİ TEŞVİK İÇİN PROVOKASYONLAR YAPIYORLAR

Peygamber Efendimiz’e hakaret eden iğrenç filmle ilgili soruya cevap veren Gül, şu ifadeleri kullandı: “Filmin arkasındaki kişilere ve onların geçmişlerine baktığımızda hangi gruplar ve kişilerle iş birliği içerisinde olduklarını görebiliyoruz. Bu zaten gün gibi ortada. Bu kişiler, Müslümanlar ve İslam konusunda derin bir nefret besliyorlar. İfade özgürlüğüne inanıyorum ancak bu tarz nefret söylemlerinin, nefreti ve şiddeti kışkırtmanın, ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer bunu engellemezsek bu daha büyük sorunlara neden olacaktır. Batı dünyası Afganistan’da asker bulundururken Orta Doğu ile de meşgul oluyor. Öte yandan güvenlik konularına neden olan kasti nefret eylemlerine izin veriyor ve her iki tarafın halkı da bundan muzdarip oluyor.”

Söz konusu filmi protesto için düzenlenen şiddet içerikli gösterileri de tasvip etmediğini belirten Gül, “İslamofobiyi teşvik eden provokasyonlar yeniden vuku bulacaktır. Bunlar kasti olarak yapılıyor. Ancak bu provokasyonlar görmezden gelinmelidir. Müslüman dünyası bu şekilde karşılık vermemelidir.” dedi.

“BAŞÖRTÜSÜ SEMBOL DEĞİL”

Gül, gazetecinin “Başörtüsü Türkiye’de neden bu kadar güçlü bir sembol diye soruması üzerine, “Başörtüsünü bir sembol olarak görenler yanlış yönlendirilmiş ve yanlış bilgilendirilmiştir.” diye konuştu.

Kadınlar ve kızların bunu bir sembol olarak taktıklarını düşünmediğini ifade eden Gül, “Bir militan grubunun parçası yahut başörtüsünü üniforma olarak kullanan siyasi savaşçılar değiller. İnançlarının bir parçası olarak başörtüsü takıyorlar.” vurgusunu yaptı. Gül, şöyle devam etti: Başörtüsü Türkiye’de hiçbir zaman bir direnişin sembolü ve bir mücadele unsuru olmamıştır. Bazı ailelerin kimi fertleri başörtüsü takarken diğerleri takmayabiliyor. Bu kişisel bir tercihtir ve son derece demokratiktir. Asıl, başörtüsünü yasaklayan hükûmet katıdır ve demokratik değildir.”

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ