Balad Nedir

Edebiyattan Balad nedir, balad türü özellikleri hakkında bilgi.

Balad, kısa öykülü halk şarkısıdır. Avrupa’ da ortaçağ, sonlarında ayırt edici bir üsluba kavuşan balad, bir müzik ve edebiyat türü olarak varlığını günümüze değin sürdürmüş­tür. Ayrıca Fransız lirik şiiri ve şarkısında görülen değişmeyen biçimlerin (formes fixes) bir türüne de balad (ballade) denir.

Halk baladı. Halk baladında genellikle kısa bir öykü anlatılır; açık, kestirme ve sarsıcı etki yaratmayı amaçlayan bir üslup kullanılır. Sözü uzatmamaya büyük özen gösterilmekle birlikte, öyküde yer alan ger­gin anları uzatmak ve duygusal havayı yo­ğunlaştırmak amacıyla çeşitli anlatım tek­niklerinden yararlanılır. En çok başvurulan teknik, bazı anahtar sözcük, dize ya da deyimlerin sık sık yinelenmesidir. Öykünün dokusunda ortaya çıkabilecek herhangi bir kuruluk, bu çarpıcı retorikle büyük ölçüde giderilmiş olur.

Baladlar okuryazar olmayan insanlar ara­sında geliştiği ve her yorumlanışta bellekten yeniden yaratıldığı için hem metin, hem de ezgi olarak sürekli değişime uğramıştır; gelenekler, baladları kemikleştirme yerine, yeniden yaratma yoluyla korumuştur. Ba­ladlar, doğaüstü olayları, sevenlerin genel­likle trajik olan yazgısını, suç işleme ve bunun cezasını görme temasını, apokrif efsaneleri (dinsel baladların baş malzeme­si), daha çok bölgesel önemi olan tarihsel felaketleri, Tanrı’nın ve insanın etkileyici eylemlerini, yasalara karşı gelenlerin ve kötü insanların yaptıklarını, denizcilik ve demiryolu yapımı gibi mesleklerin tehlikele­rini işleyen öyküleriyle büyüleyici bir hava taşır.

Bugünkü biçimiyle balad türünün 1100’lerden önce var olması çok uzak bir olasılıktır. Francis Child’ın The English and Şcottish Popular Ballads (1882-98; ingiliz ve İskoç Halk Baladları) adlı güvenilir derlemesindeki en eski balad 1300 tarihlidir. Ama, sözlü baladların yorumlanması ya da korunması için yazıya geçirilmelerine gerek olmadığını da göz önünde bulundurmak gerekir. Aslında bir baladın tarihini araştır­mak balad geleneğinin özüne ters düşer. Yazılı hale getirilmiş bir balad biraz deşildi­ğinde, bu yapıtın ilk biçimi üzerinde gelene­ğin meydana getirdiği değişiklikler kolaylık­la görülebilir.

F. B. Gummere ve G. L. Kittredge gibi araştırmacılar baladların ortak bir besteden doğduğunu öne sürerken, W. J. Corthope, Andrew Lang, Louise Pound gibi araştırma­cılar her baladın tek bir besteciye ait oldu­ğunu savunmuşlardır. Balad çağdaş müziğin kromatik dizilerine değil, ortaçağ kilise mü­ziği makamlarına dayanır ve çoğunlukla iki dörtlük 16 ölçüden oluşur. Bununla birlikte, müzik değişkenliği de metin değişkenliği kadar sık görülür. Şarkıcı öyküyü solo olarak söylediğinden ya da çalgıyı kendisi çaldığından, yorumun belirli bir süreye ya da vurguya sıkı sıkıya bağlı kalmasına gerek yoktur. Balad şarkıcısı, ölçü artığı heceleri oturtmak için yardımcı notalar ekleyebilir; vurguyu sağlamak için notaları uzatabilir.

İngiltere, iskoçya, irlanda, ABD, Fransa, Danimarka, Almanya, Rusya, Yunanistan ve İspanya gibi ülkelerde önemli bir balad geleneği vardır. Bu baladların biçim özellik­leri bölgeden bölgeye değişir. Örneğin İngi­liz ve ABD baladları her zaman uyaklıdır ve kıtalara bölünmüştür. Rus baladları (bak. bilina) uyaksız ve kıtasızdır. İspanyol romansları ve Danimarka viser’lerinde uyaktan çok yarım uyak bulunur. Buna karşılık viser kıtali, romans ise kıtasızdır.

Fransız baladı. Özellikle 14 ve 15. yüzyıl­larda önem kazanan bu baladlar, üç kıta ve sona eklenen daha kısa bir ağırlamadan (A) oluşur. Bütün kıtalar aynı uyak düzenini izler ve her kıtanın son dizesi nakarat (N) biçimindedir. Baştaki üç kıtanın her biri üç bölümden oluşur; ilk iki bölümün uyak düzeni aynıdır. Baladın uyak düzeni şöyle gösterilebilir:

I                 II                 III                  A

aabN              aabN              aabN              bN

Sonda yer alan kısa ithaf kıtasına envoi (prens) adı da verilir, çünkü bu sözcük genellikle bu kıtanın ilk sözcüğünü oluştu­rur. Chant royal balada benzemekle bir­likte beş ana kıtadan oluşur.

Değişik çağlara ait şiirlerde bu baladın genel yapısını görmek olasıdır. Eski Yunan­lı şair Pindaros (İÖ 5. yy) odlarında strophe, antistrophe ve epoidosad’lı bölümlerden oluşan aynı kıta biçimini kullanmıştır. 16. yüzyılda Almanya’ca görülen sanat şarkıla­rının çoğu da aynı yapıya sahiptir; ama bu şarkılarda ağırlama ya da nakarat dizesi genellikle yoktur. Baladın en saf biçimiyle geliştiği yerler Fransa ve İngiltere’dir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.