Anestezi Nedir Nasıl Yapılır

Anestezi Nedir Nasıl Yapılır
  • 13.06.2013

Anestezi Nasıl Yapılır, Anestezi Nedir

Anestezi, anestezik ilaçların etkisiyle, vücu­dun tamamında ya da belirli bir bölümünde duyu yitiminin sağlanması; bir bozukluk ya da hastalıktan ileri gelen duyu yitimi de aynı terimle adlandırılır. Genel anestezi, cerrahi girişim sırasında hastanın ağrı duymasını engellemek amacıyla duyu ve bilinç yitimi­nin sağlanmasıdır. Yerel anestezi ise, vücu­dun yalnızca bir bölgesindeki sinir iletimi­nin kesintiye uğratılmasıyla sağlanan duyu yitimidir. Anestezi, beyin, omurilik ya da çevrel sinirlerin zedelenmesi ya da hastalığı sonucunda kendiliğinden de ortaya çıka­bilir.

Cerrahi girişimlerin yol açtığı sorunları azaltmak amacıyla, yüzyıllar boyunca çok çeşitli ilaçlar ve yöntemler kullanılagelmiş- tir. Homeros, büyük olasılıkla kendir ya da afyon olan nepenthe adlı bir ilaçtan söz eder. Eski dönemlerde Arap hekimler af­yon ve banotunu kullanmışlardır. Yakın zamanlara değin, çarpışmada yaralanan İn­giliz denizcilerine gemide acil ampütasyon yapılmadan önce sert içkiler içirilirdi.

1799’da, İngiliz kimyager ve mucit Sir Humphry Davy, güldürücü gaz olarak da bilinen diazot monoksit buharlarını soluya­rak bu maddenin anestezik özelliğini buldu, ama bu buluşun cerrahide ne büyük devrim yaratacağını uzun süre kimse fark edemedi.

1840’ların başlarında, içine güldürücü gaz doldurulmuş balonların elden ele dolaştırıldığı ve bu gazın keyif verici bir madde gibi konuklara sunulduğu partiler İngiltere ve ABD’de çok moda olmuştu. Bir süre sonra, küçük şişeler içinde çok daha kolay taşınabi­len eterin de aynı işe yaradığı anlaşılınca bu kez eter partileri düzenlenir oldu. Bu arada, özellikle ABD’de genç doktorlar ve diş hekimleri, diş çekiminde ya da basit ameli­yatlarda ağrı duyumunu yok edebilmek için diazot monoksit ve eter kullanarak ilk anestezi deneylerini yapıyorlardı. 1845’te ABD’li diş hekimi Horace Wells, diazot monoksit anestezisiyle ağrısız diş çekebile­ceğini kanıtlamak için topluluk önünde bir gösteri düzenledi, ama ne yazık ki gösterisi başarısızlıkla sonuçlandı. Gerçek cerrahi anesteziyi ilk kez kimin uyguladığı tıp tarihçileri arasında tartışma konusu olmakla birlikte, tıp dünyasını genel anestezinin yararına ve uygulanabilirliğine ilk inandıran, ABD’li diş hekimi William Morton oldu. Morton, Ekim 1846’da Bos­ton’daki Massachusetts Genel Hastanesi’nde, boyun tümörü alınacak bir hastaya solunum yoluyla eter verdi. Bundan birkaç hafta sonra Londra’daki University College Hastanesi’nde Robert Liston da, bacağını kesmek zorunda kaldığı bir hastasını eter anestezisiyle ameliyat etti. 1853’te sekizinci çocuğu Prens Leopold’un doğumu sırasında doktoru John Snow’un kloroform uygulama önerisini kabul eden Kraliçe Victoria, İngil­tere’de anestezikierin kullanımını kraliyet adına resmen onaylamış oluyordu. Günümüzde genel anestezi, çeşitli yöntemlerle uygulanır. Solunum yoluyla anes­tezide, kapalı bir sistemden verilen gaz ya da sıvı anestezikler, solunum yoluyla kana karışır. Anestezi uzmanı, göstergeler aracılığıyla gaz karışımının bileşimini ve akışını çok yakından denetleyebilir ve hasta bilinci­ni yitirdikten sonra soluk borusuna ince bir boru yerleştirerek, gerektiği anda solunumu makine aracılığıyla sürdürebilir. Gaz karışı­mının soluk borusu içine sokulan bir boruy­la doğrudan doğruya akciğerlere verilmesi, mukus salgısı, tükürük ve kusmukların has­tanın soluk borusunu tıkamasını da önleyen yararlı bir yöntemdir. Solunumun makine aracılığıyla yapay yoldan sürdürülmesi de, kürar gibi kas-sinir iletisini engelleyen ilaç­larla kaslarda geçici felç yaratılmasını ve böylece göğüs ve karın cerrahisi gibi mutlak kas gevşemesi gerektiren ameliyatların hafif bir anesteziyle yapılabilmesini sağlar.

Damar içi anestezi en kısa sürede etkisini gösteren yöntemdir, ama ancak kısa süreli ameliyatlarda uygulanabilir. Sodyum tiyopental barbitürat gibi bir anesteziğin dama­ra enjekte edildiği bir yöntem, hem tehlike­siz olduğu hem de 10-15 saniye gibi çok kısa sürede bilinç yitimine yol açtığı için, solu­num anestezisine başlamadan önce hastayı uyutmak için de çok sık kullanılır. Rektum ve kas içi yoldan anestezi ise daha çok çocuklara uygulanır. Genel anestezide, anestezik maddeler çözünürlüklerine ve derişikliklerine bağlı olarak kanda çözünür ve kan dolaşımıyla beyne ulaşır. Kana karışmış olan anesteziğin miktarına göre, hasta değişik anestezi evreleri yaşar. İlk evre, ağrı duyusunun yitimidir. Kısa süren zihinsel ve fiziksel uyarı evresini, tam bilinç yitiminin ve kas gevşemesinin gerçekleştiği devre izler; cerrahi girişim ancak bu evrede yapılabilir. Fazla miktarda anestezik verile­rek kandaki oram gereğinden fazla artırılır­sa kan dolaşımı ve solunum yavaşlar; beyin­deki solunum merkezi etkilendiğinde de, tamamen durur. Anestezi ile koma arasın­daki fark, anestezi yoluyla sağlanan’ bilinç yitiminin etkili bir tedaviyle giderilebilmesine ve bilincin yeniden kazanılabilmesine karşılık, zehirlenme ya da hastalıktan ileri gelen komada bilincin ancak rastlantısal olarak yerine gelmesidir. Yüksek frekanslı elektrik akımıyla genel anestezi yöntemi henüz deneme aşamasındadır. Diş çekimi gibi bazı cerrahi girişimlerde hipnotizma da bir anestezi yöntemi olarak uygulanmak­tadır.

Sinirlerdeki uyarı iletimini engelleyerek vücudun yalnızca istenen bölgesinde duyu yitimini sağlayan yerel anestezinin öncüsü, Viyanalı cerrah Cari Koller’dir. 1884’te Koller, Sigmund Freud’un önerisi üzerine, kokainin yağ içindeki çözeltisini ilk kez bir göz ameliyatında doğrudan ameliyat edile­cek bölgeye uygulayarak yerel anestezik olarak kullandı. Kısa süre sonra, basit ve yerel ameliyatlarda ağrı duyumunu yok etmek için şırıngayla deri altına verilen kokain, çok geçmeden, sinir köküne enjek­te edilen ve çok daha geniş bir alanı etkileyen bir anestezik olarak yaygınlaştı. Günümüzde de kokainin yerini tutan sente­tik anestezikler aynı yöntemle çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Vücudun alt yarısında uygulanacak cerrahi girişimlerde de, omurilik ile omuriliği saran dış zarların arasındaki sıvı dolu boşluğa, uygun bir yerel anestezik enjekte etmek (omurilik anestezisi) etkili olur. Omuriliğin alt ucunu saran sert zarların dışındaki boşluğa uzatılan ince bir borudan anestezik vererek, leğen bölgesindeki organların sinir iletimlerini kesintiye uğratan epidural anes­tezi yöntemiyle de ağrısız doğum yaptırıla­bilmektedir. Antestezi nedir, anestezi nasıl yapılır hakkında bilgiler…

Akupunktur anestezisi de yakın yıllarda yoğun bir ilginin odağı olmuştur. Derinin belirli noktalarına batırılan akupunktur iğ­neleri önemli ameliyatlarda ağrı duyumunu büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Kul­lanılan bu iğnelerden genellikle bir elektrik akımı da geçirilir. Akupunkturun etkinliği üzerinde yapılan bazı araştırmalar çevrel sinirlerin iğnelerle uyarılmasının, endorfin adıyla bilinen ağrı giderici nörokimyasal maddelerin açığa çıkmasını sağladığını gös­termiştir.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ