Alman Medeni Kanunu

Alman Medeni Kanunu
  • 28.03.2013

Alman Medeni Kanunu Hakkında Bilgi

Alman Medeni Kanunu, Almanca bür­geruches gesetzbuch Almanya’da geçen yüzyılın sonunda kabul edilerek 1 Ocak 1900 tarihinde yürürlüğe giren ve bazı değişikliklerle AFC’de halen yürürlükte olan medeni yasa. Dünyanın en çok madde içeren, en kapsamlı ve en ayrıntılı medeni yasası olan Alman Medeni Kanunu, oluşturuluşu ve öbür ülkelerin medeni yasaları üzerindeki etkileri bakımından önemli özel­likler gösterir.

Alman Medeni Kanunu Özellikleri

1648 Vestfalya Antlaşmasından sonra Al­man toprakları üstünde birçok bağımsız Alman devleti kuruldu. Bunların herbirinde 18. yüzyılın ortasından başlayarak medeni yasalar yürürlüğe kondu. Örneğin Bavyera’da 1756’da, Prusya’da da 1794’te medeni yasa yürürlüğe girdi. Batı Ren bölgesinde ise 19. yüzyılın başlarında Fransız Medeni Kanunu (Code Civil Napoléon) benimsen­di. Bunlar, sonuncusu dışında, çok kapsam­lı ve ayrıntılı yasalardı. Özellikle Prusya Medeni Kanunu çok kazüistik ve geniş bir yasaydı. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat dö­nemi ürünü olan Mecelle’de olduğu gibi bu yasada da yalnızca medeni hukuk kuralları değil aynı zamanda medeni yargılama hu­kuku ve uluslararası özel hukuk kuralları da yer almaktaydı.

19. yüzyılın başında Almanya siyasal ve hukuki birliğine kavuşmuş değildi. Bir yan­dan Alman devletlerini birleştirerek siyasal birliği sağlama yolundaki akımlar güç kazanırken, bir yandan da bütün Alman devletlerinde geçerli olacak bir medeni yasa hazırlanması konusunda görüşler ortaya atılmaya başlamıştı. 1814’te, o zamanlar Heidelberg Ünversitesi Hukuk Fakültesi’nde medeni hukuk profesörü olan F. J. Thibaut, “Bütün Almanya İçin Ortak Bir Medeni Kanunun Zorunluluğu” yazısıyla bu görüşün öncülüğünü yaptı. Thibaut’nun bu önerisine, Berlin Ûniversitesi’nde hukuk dersleri veren F.K. Savigny karşı çıkmış ve “Vom Beruf unserer Zeit für Gesetzgebung und Rechtswissenschaft” (Yasa Yapma ve Hukuk Bilimi Bakı­mından Zamanımızın Olanakları) adlı yazı­sında Alman Hukuk Okulu’nun temel görüşüne uygun olarak, hukukun ancak “halk ruhu”ndan doğabileceğini, yasalaştı – nlmış hukukun bu alandaki ilerlemeyi önle­yeceğini ve hukuk kurallarını katı kalıplar içinde donduracağını ileri sürmüştü. Savigny’nin savunduğu bu tez, özellikle aile hukuku ve eşya hukuku alanında, eski Roma hukukundan gelen kurallarla Ger­men hukuku kurallarının oluşturduğu pandekt hukukuna dayanmaktaydı. Bu ku­rallar, daha sonra Alman Medeni Kanunu’nun yapılmasında da göz önünde tutuldu. Savigny’nin karşı çıkışı Alman Medeni Ka- nunu’nun yapılmasını en az yarım yüzyıl geciktirdi. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısın­da (1871) Alman devletlerinin birleşmesi gerçekleştirilince, ortak bir medeni yasa yapılması konusu yeniden gündeme geldi ve çalışmalar 1874’ten 1896’ya değin sürdü. Ön komisyonla birinci komisyonun 1888’e de­ğin süren çalışması sonucunda hazırlanan tasarı halkın eleştirisine sunuldu. Ama bu tasarı kamuoyunda fazla ilgi görmediği gibi Otto von Gierke gibi önemli Alman hukuk­çularının sert eleştirileriyle karşılaştı. İkinci komisyon eleştirileri de göz önünde tutarak Medeni Kanun taslağına son biçimini verdi. Bu taslak önce federal konseyde, sonra da ulusal mecliste görüşüldü ve önemli bir değişikliğe uğramadan kabul edilerek 18 Ağustos 1896 tarihinde imparator tarafın­dan imzalandı; aynı gün resmi gazetede yayımlanmasına karşın ancak 1 Ocak 1900 tarihinde yürürlüğe girebildi.

Bilimsel değeri yüksek olmakla birlikte, gücünü Roma ve Germen hukukunun bir karışımı olan Pandekt hukukundan alan bu yasa, daha sonraları ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sorunlar yüzünden, aradan geçen 86 yıl içinde değerinden çok şey yitirmiştir. Bugün Alman Medeni Kanunu’nu canlı tutan, onu uygulayan yargıçların günümü­zün koşullarına uygun görüşler oluşturarak çağdaş yorumlar kullanmalarıdır.

Öte yandan 19. yüzyılın liberal akımlarının etkisiyle Alman Medeni Kanunu’na girmiş olan mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü, ahde vefa (pacta sunt servanda), miras ve vasiyette bulunma hakları gibi ilkeler ve kavramlar, yasanın ruhuna ve düzenlemelerine egemen olmuştur. Bu ilkelerin, Gierke’nin eleştirel bir yaklaşımla önerdiği bi­çimde, çağdaş sosyal koşullara ve görüşlere göre oluşturulması ve bazı sınırlamalar geti­rilmesi sağlanmamıştır. Bununla birlikte, yüzyılın başında kabul edilen bu yasaya egemen olan söz konusu ilkeler, yarım yüzyıl sonra yapılan Bonn Temel Yasası’n- da (Alman Anayasası) açıkça yer almıştır. Buna karşılık Bonn Temel Yasası, Alman Medeni Kanunu’ndaki hak ve özgürlüklere, sosyal hukuk devletinin gerektirdiği sınırları getirmiştir. Alman Medeni Kanunu özellikleri Alman Medeni Kanunu hakkında bilgi

Alman Medeni Kanunu, Japonya, İsviçre ve Yunanistan’ın özel hukukunu, Avustur­ya medeni yasasını ve, İsviçre Medeni Kanunu ile birlikte, Sovyetler Birliği ve İskandinav ülkelerindeki medeni yasaları önemli ölçüde etkilemiştir.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ