Ali Nar Kimdir

Ali Nar Kimdir
  • 05.11.2012

Ali Nar Kimdir , Biyografisi ve hayatı hakkında bilgileri şu şekilde:

1938 yılında esasen Erzurum ili Hasankale ilçesi Issisu köyünde (şimdi Sarıkamış’a bağlı) doğmuş, köyde büyümüş. 1949’da ise, ailece Yozgat’ın Karahalli köyüne hicret etmis, orada gelişip yetişmiştir. İçinde doğduğu köy, Doğu Anadolu’nun fakirliğini yaşıyordu. Doğduğu aile ise köyün de fakirlerindendi…

Babası bu köyde doğmuş büyümüş. Dedesinin dedesi ise bu köye imam olarak yakın bir köyden gelip yerleşmiş. O yüzden bu aile (veya kabile) Mollagil diye anılır. Babası Molla Sehri-ünvanıyla tanınırdı. (Yozgat’a göçedince bu aile unvanı unutuldu. T.C. nin uydurduğu soyad yani (Nar) olarak anılır oldu.] Birinci Dünya savaşında Erzurum cephesinde savaşan baba. “Bölük Emini” olarak tanınmıştı Akranı da onu öyle bilirdi.

Bu savaşta cephe bozulunca, ayrılmış ve Batıya hicret etmekte olan ailesine Bayburt’ta ulasan baba Molla Sehn, burada yazarımız Ali Nat’in annesi Hasan kızı Hava’dan doğma Gülü hanımla evlenmisti. Anne savaş anında aile fertlerini kaybetmiş genç kızdı. Bu evlilikten (10) erkek (4) kız evladı olmuş. Beşi daha bebekken, ikisi ise belli yaşta ölmüş ve yedi çocuğu büyümüstü… Yazarımız işte bu yedi kardeşten alimcisi olarak gelişti…

İlkokula doğduğu köyde başladı. Ancak üç yıl gecikmeli başlamıştı. Çünkü babası onu hep Kur’an okutmakta ve hafiz yapma azmindeydi… Gecikmeli başladığı ilkokulda bir sınıf atlayarak gitti. Çünkü okul öncesi okuma yazmayı öğrenmişti. Hatta bir de not defteri yapmış; dualar, şiirler ve önemli olayları not ediyordu…

Yozgat’a hicretleri dikkate değer olaydı: Dede Molla Süleyman’ın dokuz erkek evlâdı vardır. Yazar’ın babası Molla Sehri yaşça üçüncü sıradadır.

Dünya savaşında Ruslar köyü bastığında. Molla Süleyman’ın evde bulunan oğulları, kadınları, çocukları alıp Erzurum’a doğru kaçarlar. Babaları, bir kardeşle evde kalır ve Rusya’ya esir gider, dönmezler. Kalan sekizden ikisi savaşta şehid olur. Altı kardeşte tekrar istiklâl savaşına katılır ve hepsine de madalya verilir. Ancak köyde verimli arazisi bulunmayan bu kardeşler yoksulluk çeker. Ayrıca 1950 öncesi tek lider, tek şef despot yönetimden bunalan Molla Şehri, kitaplarının köy muhtarı tarafından müsadere edilmesine de tahammül edemez ve İç Anadolu’da çiftçilik için boş arazi bulurum ümidiyle tebdil-i mekânı dener… Bu arada, cihan savaşı yıllarında oralarda kalan amcasının oğlu da çağırınca, oraya göçeder:
Köyünden Erzurum’a kadar öküz arabasıyla, oradan Kayseriye trenle, oradan kasabaya kamyonla oradan da Karahalli köyüne at arabasıyla intikal eden aile, bu köyde 1969 a kadar kalır. Ancak arazi sahibi olamazlar. Burada da geçim sıkıntısı sürer… Bu meyanda yazarımız Ali Nar, okumak ister. Babası onu hafız edeyim derken; o da ilkokulu birincilikle bitirdiğini hesabederek resmi okula gitmeyi isterse de şehirde barınma olanağı bulunmadığından bekleme sürer, 1952’de babası aniden vefat edince, şaşkınlık sürer. Ağabeyleri köyde ırgatlık yaparak geçinmektedir. (15) yaşına basmış bulunan Ali Nar ise hayal kurmaktadır.

Öyle bir okul olsa ki, hem Kur’ an ve din okunsa, hem de öbür dersler… Ve bu hayali 1953 yılında gerçek olur. Kayseri ilinde bir okul açılmış, üçüncü yılına bile girmiş…
Ağabeysi, Ali Nar’ ı ve iki yaş büyük Mehmet’i alıp bu okula kaydettirir. İlk sene bakımsız bir evde kalırlar. Bütün işlerini kendileri yapmaktadırlar. Dolayısıyla, ilk anda intibakta zorluk çekerler. Ama sene sonunda başarılıdırlar. İkinci yıl yurt açılır ve oraya giderler. Daha sonra da üstün başarı nedeniyle yurda parasız olarak alınırlar. Altı sene sonunda anlaşmazlık yüzünden, Erzurum İmam-Hatip Okuluna intikal eder ve oradan da üstün başarıyla mezun olurlar. Aynı yıl İstanbul’da yatılı olarak dört yıl okur. Osmanlı ulemasından artakalan bazı hocalardan feyz alır. Tıpkı Kayseri ve Erzurum’daki gibi. Ancak Arapça’yı ciddi manada Kayseri’nin “Kavgacı Osman Efendi”diye tanıdığı alinden aldığı gibi, Edebiyat zevkini de Mahir İz’den alır. Ömer Nasuhi ve Ahmed Davudoğlu da feyz aldığı alimlerdendir. İstanbul’da devrin, şair yazar ve ulemasını tanır. Ama üzerinde en büyük etkiyi büyük şair Necip Fazıl’dan görür.
Kader onu götürür, bu yüksek okulu bitirdiği gün, Necip Fazıl’la tren yolculuğunda tanıştırır. Bu tanışma ve tanınma onun ufkunu değiştirir ve edebiyata ağırlık vermesine neden olur.

1964 sonbaharında Diyarbakır İmam-Hatip okulunda öğretmenliğe başlıyan Ali Nar, İstanbul ‘da başladığı ve dergilerde,gazetelerde neşrini denediği şiir ve makalelerini oradaki “Yeni Şark Postası”adında mahalli gazetede sürdürür. Orada şair Ömer Faruk Turgut da onu Sezai Karakoç’la tanıştırır. Bu Ali Nar’ın yazı hayatındı yeni bir hareket sağlar. Serbest şiir ve deneme türüne yönelir. Üslub’unda da Karakoç’un etkisi başlar… (Tabii zamanla kendi üslubunu da bulacaktır.)

Üç yıl kaldığı Diyarbakır’da; çeşitli edebi ve kültürel faaliyetler sergileyen yazar, aynı zamanda İstanbul ve Ankara’da çıkan dergi ve gazeteler gönderdiği çalışmalarıyla ismini duyurmaktadır (Orada kültür çevrelerinde, “Güney Anadolu’nun Necip Fazıl’ı diye tanımlayanlar oluyor)…Bu sırada, sol akımların çok rağbet gördüğü bölgede fikri çatışmalarda hayli öne çıkan yazarı, yönetim Diyarbakır’dan uzaklaştırır. O hengamede kazandığı imtihan sonucu, Yüksek İslam Enstitüsü’ne tayin yapılacağına Afyon iline nefyedilir.
Oradan askerliğe gider. İki yıl sonra da, Erzincan İmam-Hatip Lisesine tayin edilir. Orada da dört yıl boyunca, dernekler kurar, organizeler yapar. Ve bu sefer, kendi yazdığı piyesleri sahneye koyarak gençliği eğitmeye çalışır. O kadar ki; Erzincan’da Kültür ve Edebiyatın mümessili olur. 1973 yılında İzmit (Kocaeli) İmam-Hatip Lisesine naklini yaptırırken; Erzurum İlahiyat Fakültesinde Kelam Asistanlığını kazanmıştır, siyasi nedenlerle tayin edilmemiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde tez yapmak istemiş, imtihana almamışlardır. O da yazı hayatını burada üç koldan hızlandırmıştır: Erzincan’da çıkardığı “Erdem” okul gazetesin benzer, “Dönüş” gazetesini çıkarırken, İstanbul basınında da sürekli yazmaya başlamış. Bir yandan da kitaplarını neşre gayret etmiştir:”Fetih” ilk basılan kitabı (piyesi) ardından “Koro” (Piyes) ve üçüncü olarak da; M.T.T.B (Mili Türk Talebe Birliği)’nin açtığı tiyatro yarışmasında birinci olan “Muhtar Kafası” piyesi basılmış ve bütün Türkiye’de yüzden fazla yerde sahnelenmiştir.
1975’te eğitim ve araştırma maksadıyla burslu olarak Irak’a gitmiş. Bu seyahatini; Musul, Bağdat, Kerbela, Necef, Halep, Şam, Beyrut, Amman, Mekke, Medine, Hayber, Cidee… olarak sürdümüş; görduklerini ve Hacc sırasında tanıyıp dinledikleriyle, oraların banından derlediklerini; “Ortadoğu Günlüğü” diye bir seyahatname veya günlük olarak yazıp neşretmiştir. Bu kitapı ise, gezi sırasında derlediği kitaplardan, roman, hikaye, şiir,tiyatro,dini eser…olarak çevirileri izlemiştir.

Ali Nar Kimdir, Ali Nar Hayatı, Ali Nar Biyografi, Ali Nar Doğum Tarihi Kaç Yaşında

 

Ali Nar Hakkında yorum ve görüşlerinizi aşağıdaki yorum kutucuğu aracılığıyla anında yazabilirsiniz .

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ