AB’nin 4+4+4 Sistemine Bakışı

AB’nin 4+4+4 Sistemine Bakışı
  • 28.11.2012

4+4+4, sıradan bir eğitim reformu olmanın çok ötesine geçti. Sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da dikkatle izleniyor.
Peki bu umurumuzda olmalı mı? Olmamalı mı?
İktidar, yurtiçindeki eleştirilere olduğu gibi yurtdışından gelen eleştirilere de kulaklarını tıkayacak mı, tıkamayacak mı?
Daha da önemlisi 4+4+4 sistemi, bu yıl uygulanacak mı, uygulanmayacak mı?..
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, farklı özelliklere sahip birisi. Bir bakıyorsunuz, hiçbir şeyi dikkate almayan gözü kara birisi, bir bakıyorsunuz her türlü eleştiriye açık, her türlü öneriyi ciddiye alan ve bunu icraata dönüştüren birisi…
Şimdi bu çerçeveden bakıldığında AB’den gelen bu farklı değerlendirmeye karşı nasıl bir tavır sergileyecek, anlamak mümkün değil.
Şiddetle karşı da çıkabilir. Biz de zaten öyle düşünüyorduk deyip, eleştirileri ciddiye de alabilir…

Çarpıcı sorular!..
Avrupa Parlamentosu’na Almanya’dan seçilen İsmail Ertuğ, merak edilen soruları, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle‘e sordu. İsterseniz gelin önce sorulara bir göz atalım:
“2012 Mayıs’ında, Türkiye’de zorunlu eğitim süresi 12 yıla çıkarıldı, okula başlama yaşı 5’e çekildi. İlk dört yıldan sonra çocuklar genel, teknik ya da dini eğitimden birine karar vermek zorunda olacak.
Bu yasa özellikle kırsal bölgelerde ana babaların çocuklarını okuldan zamanından önce çekmesine yol açabilir.
1. Komisyon dört yıllık eğitimden sonra dokuz yaşında bir çocuğun böyle hayati bir konuda karar verecek olgunluğa sahip olduğu görüşüne gerçekten sahip mi?
2. Komisyon özellikle kız öğrencileri kırsal kesimde okulu zamanından önce bırakmalarından korumak için hangi önlemleri önerecek.
3. Komisyon, böyle bir yasanın Avrupa standartlarıyla uyumu konusunda ne düşünüyor?..”

Çarpıcı cevaplar
Stefan Füle’ün verdiği cevaplar da, sorular kadar ilginç. Gelişmeleri çok yakından izliyorlarmış ama daha da önemlisi, yeni eğitim sisteminin, çocuklar arasında derin farklılıklar yaratacağı!..
İşte yanıtı:
“Komisyon Türk parlamentosu ve toplumunda devam eden ilköğretim yasası değişikliklerine ilişkin kanunlar hakkındaki tartışmayı yakından izlemektedir.
Komisyon, eğitim sistemine yönelik önemli herhangi bir değişikliğin geniş konsültasyona tabi olması gerektiğine inanmakta ve ilgili tüm tarafların böyle bir konsensüse ulaşabilmek için yapıcı bir tartışma içine girmelerini teşvik etmektedir.
Komisyon, yasayı Türkiye 2012 İlerleme Raporu bağlamında ayrıntıyla inceleyecektir.
Yasa, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kırsal kesimde ya da kenar mahallelerde kalıcı durumdaki okulu bırakma ve hiç gitmeme oranları ve mevsimlik işçi çocuklarına yeni “ev-okul” yaklaşımından sağlayacağı faydayla kimi potansiyel iyileşmeler getirebilecek olan zorunlu eğitimin 8 yıldan 12 yıla çıkarılması gibi bazı olumlu unsurlar içermektedir.
Fakat kızların eğitimi ya da çocuk işçiler gibi bazı belirli yönlerinin analiz edilmesi ve uygulamasına bakılması gerekmektedir. Komisyon, 2008 yılındaki Avrupa Okullar İşbirliği Gündemi Bildirisi’nde bulunan, değişik okul tiplerinde erken branşlaşmanın, öğrencilerin eğitim düzeyi farklılıklarını sosyal geçmişlerine bağlı olarak derinleştirebileceğine işaret eden toplu bulgulara önem vermektedir.
AB ile katılım müzakereleri yapan bir ülke olarak Türkiye’nin, AB müktesebatına, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi maddelerine ve Avrupa insan Hakları Mahkemesi içtihadına göre tüm erkek ve kız çocukları için kentlerde ya da kırsal bölgelerde göre eğitim hakkını uygulamada teminat altına alması gerekmektedir..”
MEB, şimdi bu açıklamaya, biz de zaten aynen öyle düşünüyoruz diyebilir. Ama AB, söylenene değil, uygulamaya bakacaktır!..

Sabahın köründe eğitim
Dinçer, ilköğretim öğrencilerinin sabah 05.40’ta derse başlayacağına yönelik haberlerin doğru olmadığını söylemiş.
“İlkokulda çok daha yoğun bir program değil, daha rahatlamış bir program olacak ama ortaokul ve lisede giderek ağırlaşan bir programımız olacak” demiş ve eklemiş: Özellikle ilkokulda, haftada yaklaşık 9 saat serbest zaman ve fiziksel etkinliklere ayrılacak…
Ama hangi spor salonlarında, hangi atölyelerde ve hangi etkinlik ortamlarında gerçekleşeceğini söylememiş.
Donanımlı okulları kastediyorsa, okullardan kaçı o durumda, onun da sorgulanması gerekmez mi?..
Özetin özeti: Hepimiz, çocuklarımız için en iyisini istediğimize göre, kimsenin kimseye kırılmaya hakkı yok!..

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ